hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hamilelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2014

NASIL YAPILIR: HAMİLE KOTU

Bir kez hamile kalmış her Türk kadını, bir tekstil cenneti olan güzel ülkemizin, hamile kıyafetleri konusunda ne kadar kısır olduğunu üzülerek fark etmiştir sanıyorum. Tasarımların (tasarım diyerek de aslında bir paye vermiş oluyorum ya neyse!) içler acısı olmasının yanı sıra, giysinin başına "hamile" kelimesinin eklenmesiyle, fiyatların bir anda 2-3 katına fırlaması da cabası!

Gündelik olarak en çok giyilen kot pantolonlarda da durum farklı değil tabii ki. Yurt dışındaki alışveriş sitelerinde gezindiğinizde, çok çok uygun fiyatlara bulunabilecek pantolonlar, H&M'de 100 küsur TL olunca (gerçi hakkını yemeyeyim, bulabildiğim tek yer de orasıydı), "iş başa düştü" deyip, eski kotlarımdan birini feda etmeyi göze alarak işe koyuldum.


Pantolonun ilk (dönüşüm öncesi) halini fotoğraflamayı unutmuşum ne yazık ki. Düşük belli, standart, şuna benzer bir kot pantolon hayal edebilirsiniz :)

İncelediğim yabancı blogların birçoğunda, kemer kısmı ile fermuarın kesilerek çıkartıldığını görsem de, benim içime sinmediği için, elde, dikiş sökücüyle özenli bir biçimde çıkarmayı tercih ettim.


Fermuarın altında kalan kumaş parçası da -dil deniyor sanırım- hareketli bir hale geldi böylece (üstteki fotoğrafta görülmüyor nedense, geriye çekmiş olmalıyım). Bu parçayı, eskisi gibi dikmek yerine, ortada küçük bir V oluşturursam, göbek altında biraz daha yer kazanacağımı fark edince, bu şekilde önce bir, sonra diğer tarafa iğneleyip diktim.



Karın kısmı için -yine feda edilebilecek- eski tişörtlerimden birini, koltuk altlarını birleştirecek şekilde düz kestim. Sonradan "keşke siyah ya da gri bir tişört kullansaydım" diye hayıflandım biraz, zira turkuaz bazı kıyafetlerin altında sırıtıyor. Bir de, aslında biraz daha alttan kesebilirmişim; karın kısmı neredeyse göğüs bölümünü bile örtecek kadar yukarıda oldu. Yani kotun bel kısmından göğüs altına kadar olan mesafenizi ölçüp, 1.5 cm dikiş payı ekleyerek ona göre kesmeniz yeterli olacaktır.


Daha sonra, tişörtü, yüzü yüzüne gelecek ve düzgün kenarı aşağıda kalacak şekilde, kotun üzerine geçirdim ve önce iki yan ve iki orta noktayı, sonra da arada kalan bölümleri, tişörtü hafif gererek (çevresi kottan daha dar olduğu için) iğneledim.


Ve dikiş makinesinin düz dikiş ayarıyla diktim. Penyeyi gererek iğnelediğimiz için, ayrıca esnek dikiş yapmaya gerek yok burada.


Bu aşamadan sonrası tamamen keyfiyetten açıkçası. Aslında ne penye ne de kot kumaşı çok fazla saçaklanan yapıda olmadığı için sürfile yapmak çok da gerekli değil. Ama özellikle overlok makineniz varsa neden olmasın? Benim yok ama makinenin sürfile dikişiyle, kabaca bir geçtim yine de. Bir de, düzüne çevirip, bir üst dikiş attım biraz daha düzgün gözükmesi için.


İşte hepsi bu kadar! Tamamen evdeki eski kıyafetleri değerlendirerek, üstelik üzerime tam uyan bir hamile kotuna sahip oldum.

Her kadının hamileliğinin çok farklı seyrettiğini bildiğim için fazla ahkam kesmeyeceğim. Fakat, benim gibi kiloların çoğunu göbekten alan biriyseniz, hamilelik öncesi kotlarınızı bu şekilde değerlendirdiğinizde, uzuuunca bir süre sizi idare edeceğini söyleyebilirim. 6. ayını bitirmek üzereyken 10 kilo almış birine gönül rahatlığıyla güvenebilirsiniz sanırım ;)

8 Ocak 2014

BU YUMURTA BAŞKA!

Önceki yazımda uyardığım gibi, bir süre (uzunca bir süre) bebek temalı yazılara maruz kalacaksınız ne yazık ki! Umarım kimse sıkılmaz...

Sırayla gidecek olursak, "bebeğimiz olacağını büyüklere nasıl söyledik?" konusuyla başlayabiliriz sanırım. Bizimki uzun (çok uzun (çok çok uzun)) zamandır beklenen bir bebek olduğu ve her iki taraf için de ilk torun olacağı için, özel bir şeyler yapalım istedik.

İnterneti arayıp, tarayıp; pinterest'te, etsy'de, bilumum blog'da ve google resimler'de saatlerce dolandıktan sonra, hem konuyla bağlantısı, hem nispeten kolay uygulanabilirliği, hem çeşitlenebilir olması, hem de sürpriz öğesi içermesi nedeniyle yumurtada karar kıldık!


Bu resme bakınca, bunun marketten satın alınmış, gerçek bir yumurta olduğuna inanmak zor gelse de, inanın öyle! Peki, "beni baştan yarat" süreci nasıl gelişti?

İlk olarak, hamileliğin verdiği paranoyaklıkla -ve tabii boyayı daha iyi tutması için de- bulaşık süngeri (sert tarafı) ve deterjanıyla, yumurtayı sıcak suyla bir güzel yıkadım. Sonra da, çok çok dikkat ederek ve küçük vuruşlarla, en ufak çiviyle dibinden küçük bir delik açtım. Yine ufak darbelerle, deliğin çapını 3-4 mm olacak şekilde genişlettim.

Aslında yumurta içeriğinin dışarı nasıl çıkarılacağına dair bir fikrim vardı: üstten de bir delik açıp, sonra da üfleyerek alttakinden çıkarmak. Fakat, hamilelik sırasında ağzımı yumurta kabuğuna değdirmek istemediğim için yine internete başvurdum ve çok daha kolay ve hijyenik bir yöntem keşfettim. Üstelik, yukarı ikinci bir delik açmaya gerek kalmadan!

Eczaneden 50 kuruşa satın aldığım bir enjektörü havayla doldurup (iğnesi takılıyken), altta açtığım delikten içeri sokarak havayı içeri verince, yumurtanın sarısıyla beyazı birkaç seferde (5-6 sanırım) tamamen çıkıverdi. Ben birkaç kez de su ve ardından da kolonya enjekte edip iyice temizlemeye çalıştım.

Yarım/bir saat kadar kurumaya bıraktıktan sonra, akrilik boya ile 2 kat boyadım (arada yine yarım saat kadar kurumasını bekleyerek). Elim değip de, boyadığım yerleri bozmamak için, deliğe bir kürdan sokup (boyu yumurtadan uzun olmalı), bunu da plastik bir yüzeye oturttum.


Üzerine puantiyeler yapmak istediğimden, düzgün bir dağılım sağlayabilmek için, dikiş ipiyle düşey hatlar belirledim. Yatay hiza içinse, mezura ve kurşun kalemle küçük işaretler koydum. Puantiyeleri de, yine akrilik boyayla ve İKEA'nın L biçimli montaj aletinin (somun çevirme zamazingosu) ucuyla koydum. Kurşun kalem silgisi ya da yuvarlak formlu herhangi bir ufak cisimle de olabilir tabii...


Ardından en güncel ultrason görüntümüzü bilgisayarda işleyip, üzerine "Mayıs'ta görüşmek üzere" ibaresini ekledim (bkz. önceki yazım) ve yüksekliği yumurtanın boyunu geçmeyecek şekilde ayarlayarak (benimki 5 cm'di) çıktısını aldım. Son olarak da bunu, bir kürdan etrafına sararak incecik bir rulo haline getirdim ve yumurtanın altındaki delikten içeri attım (kürdanı çıkardım tabii).

İnanın, buraya kadar olan kısım, uygun kutu bulmaktan çok daha kolay oldu. Evde gönlüme göre bir şey bulamayınca kendimi alışveriş merkezine attım ve hediyelik eşya satan her yerde, istediğim boyut/biçimde bir kutu bulana kadar dolandım. Sonunda, bir mum kutusu, boyutları ve sadeliğiyle sınıfı geçti!

Kutunun içini, çok daha önce, Tahtakale'den, bambaşka bir amaçla aldığım fakat kullanamadığım rafyayla doldurdum ve yumurtayı da sağlam bir biçimde ortasına yerleştirdim.


Emin olun, yapması anlatmasından çok daha kısa ve zahmetsizdi. Üstelik her iki taraf da kendi çapında uyanık geçinmesine ve dediğim gibi uzunca bir süredir bebek haberi beklemesine karşın, ilk anda kesinlikle duruma uyanmadılar. Yani sürpriz başlığından da sınıfı geçti!

Israrlarımıza dayanamayarak yumurtayı kırdıklarında (zira her iki anne de, çok güzel gözüktüğü için, başta yumurtayı kırmayı reddettiler), yüzlerinin aldığı ifade ise ise paha biçilemezdi! 

4 Ocak 2014

DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN!...

"Bu kez kendimi aştım, sadece ve sadece 2 aylık bir aradan sonra yeniden yazıyorum!..." desem, herhalde fazla ciddiye almazsınız beni değil mi?!

Aslında yeniden yazmakla yazmamak arasında oldukça kararsızdım. Fakat tüm olumsuzluklara rağmen, takip edenlerin sayısının son zamanlarda artması ve özellikle bir izleyicimin oldukça motive edici yorumu nedeniyle, "ha gayret" diyerek yeniden bilgisayar başına oturmak istedim.

Üstelik bir de verecek önemli bir haberim var!

Davullar çalsın...

Ta ta ta tam...


Yakında ailemize yeni bir birey katılıyor! Aceleci davranmazsa, kızımız Mayıs başında bizimle olacak. Neler hissettiğimi kelimelere dökebilmemin imkanı yok...

Ancak bir şey elle tutulabilir hale gelmeden, inanmakta zorluk çeken biri olduğum için, paylaşmayı bu kadar erteledim. Önce 12 hafta bir dolsun bakalım dedim, sonra ayrıntılı ultrasona girelim de öyle yazayım diye düşündüm, daha da sonra hele bir kıpırdanmaya başlasın da görelim dedim.

Fakat bu konuda endişe etmenin de sonu yokmuş ne yazık ki! Hele de o meşum 35'i geçip, ilk bebeğinize hamile kaldıysanız!

O yüzden "ehh, yetti be" diye isyan ederek, 22. haftamı tamamladığımı itiraf ediyorum. Buraya kadar nasıl geçtiğini ne siz sorun ne ben anlatayım diyeceğim; fakat pimpirikli anne adaylarına az da olsa yararı olabilir diye düşündüğümden bu konuda ayrıca bir yazı yazmak niyetindeyim.

Takdir edersiniz ki, bundan sonra bebekti, bebek odasıydı, bebek kıyafetleriydi, ve bilumum bebekle ilgili yazılar artacaktır. Çok uzatırsam, "kısa kes, Aydın havası olsun" diye uyarırsınız :)


Batıl inançları olan biri değilim;
 Ama bir nazar boncuğu da koymadan edemedim! 
Görmemişin bebeği olacakmış;  
Suyunu çıkarmış deyin geçin lütfen :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...