2 Nisan 2014

BEBEK BATTANİYESİ

Aslında battaniyeyi örüp bitireli, hatta yıkayıp kaldıralı neredeyse 15 günü bulacak. Ama bu ara o kadar çok şeyi aynı anda halletmeye çalışıyorum ki, vakit ayırıp da bir türlü fotoğraflayamadığımdan, yazısı da ister istemez gecikti!


Bir yandan alışverişler devam ediyor, bir yandan dikiş-örgü vs, bir yandan da alınan ya da yapılanların yıkanması ve ütülenmesi. 35 senede yapmadığım kadar ütüyü şu 15 günde yaptığımı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Tabii yabancıların "nesting" dediği, Türkçe'ye en temel anlamıyla "yuva kurma" olarak çevrilebilecek; fakat özel olarak, "bebeğin doğmasına yakın anne adayının çılgınca temizlik ve bilumum diğer ev işlerini yapması" şeklinde açıklanabilecek ruh haline de bürünmüş bulunmaktayım.

Her neyse, buradan girersek konu fazlasıyla kayacak. Biz battaniyeye geri dönelim!

Bu benim ilk büyük ölçekli tığ işi çalışmam oldu diyebilirim. Çocukken ve daha sonra ufak tefek şeyler yapmaya çalışmıştım; fakat nedense tığla aram pek barışık olmadı hiç.

Ama Pinterest'te rengarenk battaniyelere iç geçirip (1-2-3), bir de Ayda'nın şu şahane battaniyesini görünce, önyargılarımı ve geçmiş olumsuzlukları bir kenara bırakıp, kızımız için bir tane yapmayı kafama koydum.

İtiraf etmem gerekirse, başlamadan önce, zincir çekmek dışında hiçbir tığ işi terimine aşina değildim. Ancak internet -özellikle merhum Youtube- imdadıma yetişti ve aslında pek de zor olmayan motifi birkaç denemede kolayca çıkarabildim.

Instagram'da karelerin fotoğrafını paylaştığımda, bir yorumcu nasıl yapıldığını anlatmamı rica etmişti. Fakat ona da yazdığım gibi, bu konunun acemisiyim ve anlatayım derken iyice kafa karıştırırım diye korkuyorum. Ne yazık ki, Türkçe açıklamaya ben de rastlamadım ama "granny square" diye aratırsanız oldukça detaylı fotoğraflı ve videolu anlatımlara ulaşabilirsiniz. 

Benim yaptığım tarzda önce tek tek küçük kareler örülüyor; sonra da bunlar birbirine eklenerek istenen boyutta battaniye elde ediliyor. Bazılarıysa bütün battaniyeyi, tek bir kareyi gittikçe büyüterek örmeyi tercih ediyor.


Ben yün olarak Nako'nun "Baby Hoşgeldin Soft" serisinden dört renk seçtim. %60 bambu ve %40 polyamid karışımı olan bir yün bu. Yumuşak ve kolay örülüyor. Doğal antibakteriyel olduğu belirtiliyor, umarım öyledir. Tığ olarak da, üzerinde yazdığı gibi 3 numara kullandım.

Karelerin düzenini iki farklı alternatifle yaptım ki, biraz daha albenili olsun. Bu şekilde yün kullanımı da daha dengeli oldu. Her iki yönde 9'ar kare, yani toplamda 81 kare örmüş oldum.


Birleştirmek için çok çeşitli teknikler söz konusu. Yine tığla ya da yün iğnesiyle dikerek yapılabiliyor. Ben iğneyle yaptım ve en dıştaki beyaza kontrast olsun istediğim için koyu pembe kullandım. Çevresini ise çok basit biçimde, sanırım "sık iğne" denen teknikle döndüm.

Boyutları yaklaşık 70x70 cm oldu. Aslında biraz daha büyük olsa daha iyi olabilirdi belki ama bu haliyle de uzunca bir süre işimizi görür gibi geliyor.

En korktuğum şey, makinede yıkarsam bozulur mu, iplikleri çıkar mı vs idi. Ama gözümü karartıp "elde yıkama" programında, 30 derecede ve sıkma yapmadan yıkadım. Bir problem olmadı neyse ki (belki biraz küçülmüş olabilir). Kurutmak için ise, çamaşırlığın bir tarafına, tamamen yatay duracak şekilde serdim. Makinede sıkma yapmayınca tamamen kuruması iki günü aldı.

Şimdilik, "yenidoğan" kıyafetleriyle birlikte, hastane çantamıza gireceği günü beklemekte. Nedense içimde, kızımızın erkenci davranacağına dair bir his var. Belki de artık ona kavuşmak için gittikçe sabırsızlandığım içindir. Yine de tembellik yapmayıp, bir ara çantayı hazırlamakta fayda var...

4 yorum:

  1. Çok cici olmuş ...
    Hayırlısıyla neşeyle sağlıkla gelsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler canım. Artık sabırsızlık tavan yaptı. Dileklerine ilaveten ben de bir an önce gelsin diyorum ;)

      Sil
  2. çok tatlı olmuş, güle güle örtünsün prenses :))

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...