29 Eylül 2011

NASIL YAPILIR {RENGARENK VAZOLAR}


Günde bir şişe -doğal- maden suyu içmeye özen gösteren ve ülkesinin en gelişmiş kentinin en çağdaş(!) ilçelerinden birinde yaşasa da sokağında (ve hatta komşu sokaklarda dahi) bir tane bile geri dönüşüm kutusu bulunmayan biri olarak, cam şişeleri hafta boyunca biriktirip, hafta sonunda meydandaki kutuya atmaya çalışıyorum. 

Zira geçen sene üzülerek öğrendim ki, karton ve plastik toplayan kişiler camla ilgilenmiyormuş ve senelerdir özenle ayırdığım şişeler ne yazık ki diğer çöplerle birlikte Halkalı Çöplüğü'nün dibini boylamışlar!

Her neyse, geçen gün bir hafta boyunca tezgahın bir kenarında bekleşen şişeler dikkatimi çekti. Olur mu, olmaz mı, acaba, yoksa... derken, "olmazsa da gidecekleri bir yer var nasıl olsa" diyerek işe koyuldum. 

İlk önce şişelerin ağzındaki metal halkaları minik bir kerpetenle keserek çıkardım ve küçük bir leğenin içine sıcak su doldurup şişeleri suyun içine daldırdım. 5 dakika kadar sonra etiketler yumuşayınca elimle soydum ve yapışkan kalıntılarını da bulaşık teliyle ovalayarak çıkardım ve kurumaları için camın kenarına, güneşe bıraktım.

Sonra büyük bir torba içinde, hepsini teker teker beyaz sprey boyayla boyadım. Tahminimin aksine oldukça zahmetli ve etrafta uçuşan boyalar nedeniyle tehlikeli de olan bu işlem bitince boyanın tamamen kuruması için birkaç saat bekledim.


Kuruduklarında "hımmm, sanırım bir şeye benzemeyecekler; acaba vaz mı geçsem" diye ciddi ciddi düşündüğümü itiraf etmeliyim. Zira boyayı homojen bir şekilde püskürtemediğimi, kimi yerler açık kalmışken diğerlerinin daha koyu renkli olduğunu hüzünle fark ettim. Fakat pes etmedim.

Yeni aldığım akrilik boyalarımla mı boyasam, Antigone'nin yaptığı gibi peçeteyle mi kaplasam, bir yerlerde gördüğüm transfer tekniğini mi denesem derken, aklıma "tırnak süsleme üstatlarının" gazıyla sene başından beri stokladığım ve sayılarıyla artık beni bile korkutmaya başlayan rengarenk ojelerim geldi.


Bu aralar her yerde karşıma çıkan "ombre" akımının etkisiyle şişelerden birini mini mini noktacıklar, diğerini ise yatay çizgilerle süsledim. Üçüncü şişeye ise şu yazımdaki kahve fincanımızın desenini asetat kalemiyle (=CD kalemi) çizdim.


Evde her daim kesme çiçek bulunmadığı için, şimdilik taze otları sergilemek zorunda kaldım ;o) Fakat en yakın zamanda rengarenk çiçekler alıp ya da sokaktan topladığım dallara kumaş çiçekler yerleştirip, yeniden düzenlemeye çalıştığımız antremizi canlandırmayı planlıyorum.

Ne dersiniz, antrede sergilemeye değer mi yeni vazolarımız?

Not: Merak edenler olursa, mum eriterek 3. boyut kazandırmaya çalıştığım dördüncü şişe ne yazık ki bekleneni veremedi ve geri dönüşüm kutusuna doğru yola çıktı :o(

7 yorum:

  1. bence çok güzel olmuşlar. hayalindeki banyoya da pek yakışırlar ;D

    YanıtlaSil
  2. Bayıldım çok şirinler bende yapacağım. Çok hoş olmuşlar :)

    YanıtlaSil
  3. @Antigone: Hakikaten ne güzel dururlar banyoda değil mi, aklıma gelmemişti doğrusu.

    @suhuba: Beğenmene sevindim. O kadar kolay ki yapması, inanamayacaksın ;)

    YanıtlaSil
  4. AAAAA ÇOK GÜZEL OLMUŞLAR FİKİR HARİKA GERİDÖNÜŞÜM ADINA DA GÜZEL

    YanıtlaSil
  5. taze otlar kısmında çok eğlendim:)) itiraf etmem gerekirse çiçek sandım ben onları:))) dereotu maydonoz falan çok hoş :)))benimde elimde 2 şişe var sanırım senin yapmış olduğun gibi bende ojelerimi değerlendireceğim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim. Çok sık kullanılmayan ojeleri değerlendirmek oldukça pratik oluyor. Şişeleri taze otları sergilemek için değilse de, su içinde taze kalmalarını sağlamak üzere kullandığımı itiraf etmeliyim :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...